AĞIT

Tiflisî: Ağıt okumak; bulunduğunuz yerde yaşayan birtakım insanların birbirlerinden ayrılacağına…

Önde gelen şahsiyetlerden birinin öldüğünü ve ardından mersiye okunduğunu görmek; gerçek hayatta o kimsenin zarara uğrayacağına…

Ağıt okuyup feryat ettiğinizi görmek; kötü bir şeyle karşılaşacağınıza işarettir.

Cabir Mağribî: Daha önce ölen birinin yeniden öldüğünü ve yakınlarının başucunda ağıt tutup ağladıklarını görmek; ölen kişinin ailesinin sıkıntı yaşayacağına…

Aynı rüyada akrabalarının sessizce ağladıklarını görmek; ölen kişiden yana yakınlarının sevinç yaşayacaklarına işarettir.

AÇLIK

İmam Cafer Sadık (a.s): Açlık görmenin dört tabiri vardır:
1-Yardım ve darlık 2-Hırs
3-Günah
4-Tamah.

İbn-i Sîrîn: Tabir bakımından açlık, tokluktan; açlık ve tokluk da susuzluktan daha iyidir. Aç olduğunuzu ve yiyecek bir şey bulamadığınızı görmek; tamaha işarettir.

Cabir Mağribî: Aç olduğunuzu görmek; musibet göreceğinize…

Aç olduğunuzu ve bir şeyler yiyerek doyduğunuzu görmek; günahtan tövbe edeceğinize işarettir.

ABANOZ

Tiflisî Rüya Tabirleri:

İmam Cafer Sadık (a.s):

Abanoz ağacı çalışkan, azimli ve cimri kişiye işarettir.

İbn-i Sîrîn:

Abanoz ağacı, kendi işinde sağlam ve çalışkan olmakla beraber cimri ve zengin olan, ama kimseye hayrı dokunmayan kişiye işarettir.

Kirmanî:

Abanoz ağacı çalışkan, kararlı ve cimri kadına işarettir

Molla Cami Rüya Tabirleri:

Rüyada abanoz ağacını veya abanozdan yapılmış eşya gören kimsenin, çok inatçı birisi ile evlenmesine ya da inatçı birisi ile iş yapmasına işaret eder.

ALIN

Bir kimsenin rüyada alın görmesi, insanlar arasında rütbe ve makamının yüksek olmasına, sözünün dinlenmesine delâlet eder.

Alında görülen kırık ve saire gibi kusurlar, bunun tam zıddı ile tâbir olunur.

Rüyada alında secde izi görmek, din ve takvaya, insanlar arasında şöhrete delâlet eder.

Ibn-i Şîrîn (rh.a) demiştir ki:

“- Alın ve yüz yüksek mertebedir, çünkü secde mahallidir. Bazan da evlâda delâlet eder.”

Rüyada alında ceviz, badem, ya da ondan büyük veya küçük fazlalık görmek, erkek çocuk ile tâbir edilir.

Kirmani de şöyle dedi:

“- Rüyada alnının genişlediğini görmek, rızkın genişliğine ve mertebenin yüksekliğine işarettir. Alnının rengini solmuş bir halde görmek, borca girmeye delâlet eder. Yüzü üzerinde parlayan bir çizgi olduğunu görmek ise, hayır ve menfaat ve evlât ile tâbir olunur.”

Yine alın üzerinde rahmet ifade eden bir âyetin görülmesi, hayır ve şehadete delâlet eder. Azab âyeti görmek de bunun zıddı.

Cafer-i Sâdık (r.a.) demiştir:

– Alın ve yüz rüyası yedi veçhe ile tâbir olunur:

a) Câh (makam, mansıb),

b) Kadr,

c) Izz,

d) Ulvî yol,

e) Rızık,

f) Riyaset,

g) Cömertlik.

Rüyada alında nur ve ışık parladığmı görmek, ilim ve din ile rızıklanmaya işarettir. Alnını parlak bir halde görmek, dinî itikadının sağlam ve güzel olduğuna delâlettir.

İmam Nablûsî demiştir ki:

– Rüyada alnının demir, bakır veya taştan olduğunu görmek, polis ve şehrin idarecileri hakkında hayırdır. Bu rüya, bunların haricindeki insanlar için, halkın nefretini kazanmalarına delâlet eder.

Bazı kere de alın görmek, seccade vs. gibi insanın üzerinde secde ettiği şeye işarettir.

Rüyada alnının siyahlanmış ve dağlanmış olduğunu görmek, cimriliğe delâlet eder. Çünkü cimrileri kimse sevmez..

AKŞAM

Rüyada akşam olduğunu ve cihanı karanlıkların istilâ ettiğini görmek, sabah görmenin aksi ve zıddı ile tâbir edilir.

ABA

Hâfız Necati Bursalı Rüya Tabirleri:

Rüyada aba görmek, yolculuğa delâlet eder. Üzerine bir aba giymiş olduğunu görmek, rızka, ferah kazanca ve saadete delâlet eder.

Yine bir aba giymiş olduğunu görmek, hiç beklenmeyen bir yerden gelecek menfaat ile tâbir olunur.

Tiflisi Tabirleri :

» İbn-i Sîrîn: Rüyada yeşil ve beyaz renkli pamuklu aba görmek veya yeni bir aba giymek; bol miktarda nimet bulacağınıza ve abanın güzelliğince menfaat elde edeceğinize…

Siyah veya koyu renkli dar aba giymek; bunun aksine işarettir.

» Kirmanî: Aba satıcısı, dünyasını dinine tercih eden kişiye…

Üzerinizde ipek elbise olduğunu görmek; hem dünyayı hem de ahireti istediğinize işarettir.

Diyanet Ruya : Rüyada aba görülmesi, yolculuk ve sevindirici bir haberle yorumlanır. Bir kimsenin rüyasında aba üstüne oturduğunu görmesi; rütbesinin artacağına, rüyasında aba giydiğini görmesi; huzurlu bir kazanca ve mutluluğa kavuşacağına, rüyasında sırtından abayı çıkardığını görmesi; görevine son verileceğine, bir tüccarın rüyasında sırtından abasını çıkardığını görmesi; iflas edeceğine yorumlanır. Rüyanızda abanızı çıkarıp bir başkasına verdiğinizi görmeniz; elinizde olan malı başkalarına kaptıracağınıza, rüyanızda sırtınızdaki abanın siyah olduğunu görmeniz; üzücü bir haber alacağınıza, rüyanızda sırtınızdan siyah bir abayı çıkardığınızı görmeniz; halen içinde bulunduğunuz bir sıkıntıdan kurtulacağınıza delâlet eder.

Seyyid Süleyman :
Rüyada abadan yapılmış bir elbise giymek, yoksul bir duruma düşülebilecek kederli ve üzüntülü bir dönem yaşanabileceğini belirtir. Renkli aba giyilmesi, hayırlı bir haber alınabileceğini, yırtık bir aba ise, yakın bir gelecekte maddi kazanç belirtir. Rüyada aba görmek, yolculukla yorumlanır. Rüyasında üzerine bir aba giymiş olduğunu görmek, ferah bir kazanca ve mutluluğa işarettir. Bir rivayete göre aba giyinmek, beklenmeyen bir yerden bir menfaat göreceğine delalet eder.

Amcamın çekilmiş kahve çektiğini gördüm…

“Amcamın çekilmiş kahve çektiğini gördüm…
Bir at sırtmdaydım. Ve düştüm. Sabaha karşı da babamı Missisippi’deki evimizde gördüm ve şükrederek uyandım. “

Frances’in Yahudi olan ailesiyle birçok sorunları vardı. Yeni evlenmişti. Bu bir dizi rü­ yayı balayı gezisinde görmüştü. İlk rüya am­ casının evliliği hakkındaki görüşüydü. Bitmiş bir işi karıştırmaya çalışıyordu. İkinci rüya biraz kestirmeden önceki düşüncelerinin de­ vamıydı. Burada çözdüğü şey, bir gelin ola­ rak geride bıraktığı herşeyi tekrar gözönün­ den geçirmekti. Her gelinin sorunlarının Frances’e göre versiyonuydu. Üçüncü rüyayı Cayce, çoğu zaman yaptığı gibi hemen dü­ zeltti. Rüyanın bir bölümü unutulmuştu. Ona eksik ayrıntıları tamamlattı.

Yalnızca bir at ve binicisi yoktu, üstünde bir çok engeller olan bir yol ve atın ürküp, onu düşürmesine sebep olan bir olay vardı. Rüyada, Frances’in Qabasıyla ilgisini gün ışı­ ğına çıkarsa da, bunun bir Odipus kompleksi (!) olmadığını vurguladı Cayce. Rüyayı ailesi­ nin’ evliliği ile ilgili tutumlarının ve eşinin ruhsal olaylarla ilgisinin devamı olarak gör­
müştü.

At, içindeki en iyi benliğinden (asıl varlı­ ğından) gelen bir çağrı bir mesajdı. Binicinin söylediği şeylere şaşırması, mesajı babası gi­ bi, saydığı insanların görüşlerine uydurma çabasındandı. Yoldaki engeller Herdeki yaşa­ mında karşılaşacağı manialardı ve binicinin düşüşü, mesajın söylediğini inkar edebilece­ ğinin işaretiydi. Bu rüya aile uyumu sorunla­ rının ötesine taşmış, daha derin sorunları or­ taya koymuştu: Yaşamında hangi görüşe, hangi inanca, hangi ilkeye güvencekti?… Çö­ züm: Her zaman en iyi benliğin yargısına inanmaktı.

Edgar Cayce, Rüyaların Dili, Çeviren Acar Doğangün, (İstanbul: Arıtan Matbaacılık, 1998), 46.

Her Gece Tanrı’yı Zikreden Kişinin Rüyası

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî: Mesnevî

a. Hazırlık

Her gece Tanrı’nın adını zikreden bir kişi vardır. Bir gece şeytan ona bunu ne zamana kadar tekrarlayacağını, Tanrı’dan ona bir ses, yanıt gelmediğini söyler. Şeytanın söyledikleri üzerine üzülen şahıs yatıp uyur.

b. Rüya

Şeytanın sözleriyle üzdüğü bu kişi rüyasında Hızır’ı görür. Hızır, ona zikrinin kabul edildiğini ve Tanrı’nın onu zikirle meşgul ettiğini müjdeler.

Bu hikâyede, hazırlık aşamasının ardından görülen rüyada kullanılan tek masalsı öğe kişinin doğrudan ancak olağanüstü bir bilgilendirmeye muhatap olmasıdır.

Sarıkaya, Eski Türk Edebiyatında Rüya, 178

Yeşil su bardaklarından söz ediyorduk.

“Eşimle masada oturuyor, yeşil su bardak­larından söz ediyorduk.
‘Artık sus’ dedim ‘bardaklarımı eleştirme lütfen.”‘

Cayce, Frances’e çoğu zaman eleştirinin kendi keskin dilini gösterdiğini söylerdi. Bu rüyayı başka türlü yorumladı.

Yeşil, doğada olduğu gibi, sağlıklı bir geli­şimin sembolüydü. Bardaklar istediğini seçen ve güvenen kendi beden ve yaşamıydı. Başka­larının söylediklerinin önemi yoktu. O Yaratı­cı Güç, ya da Tanrı’nın onun içindeki sesleni­şine uymuştu.

Edgar Cayce, Rüyaların Dili, Çeviren Acar Doğangün, (İstanbul: Arıtan Matbaacılık, 1998), 45.