Her Gece Tanrı’yı Zikreden Kişinin Rüyası

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî: Mesnevî

a. Hazırlık

Her gece Tanrı’nın adını zikreden bir kişi vardır. Bir gece şeytan ona bunu ne zamana kadar tekrarlayacağını, Tanrı’dan ona bir ses, yanıt gelmediğini söyler. Şeytanın söyledikleri üzerine üzülen şahıs yatıp uyur.

b. Rüya

Şeytanın sözleriyle üzdüğü bu kişi rüyasında Hızır’ı görür. Hızır, ona zikrinin kabul edildiğini ve Tanrı’nın onu zikirle meşgul ettiğini müjdeler.

Bu hikâyede, hazırlık aşamasının ardından görülen rüyada kullanılan tek masalsı öğe kişinin doğrudan ancak olağanüstü bir bilgilendirmeye muhatap olmasıdır.

Sarıkaya, Eski Türk Edebiyatında Rüya, 178

Yeşil su bardaklarından söz ediyorduk.

“Eşimle masada oturuyor, yeşil su bardak­larından söz ediyorduk.
‘Artık sus’ dedim ‘bardaklarımı eleştirme lütfen.”‘

Cayce, Frances’e çoğu zaman eleştirinin kendi keskin dilini gösterdiğini söylerdi. Bu rüyayı başka türlü yorumladı.

Yeşil, doğada olduğu gibi, sağlıklı bir geli­şimin sembolüydü. Bardaklar istediğini seçen ve güvenen kendi beden ve yaşamıydı. Başka­larının söylediklerinin önemi yoktu. O Yaratı­cı Güç, ya da Tanrı’nın onun içindeki sesleni­şine uymuştu.

Edgar Cayce, Rüyaların Dili, Çeviren Acar Doğangün, (İstanbul: Arıtan Matbaacılık, 1998), 45.

Namazının Sevabı

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî: Mesnevî

Namazının Sevabı Karşılığında Bir Müslüman’dan Âh ve Niyazını Alan Kişinin Rüyası

a. Hazırlık

İhlâs sahibi bir kişi mescide gireceği sırada, halkın dışarıya çıktığını görür. Hz. Peygamber’in kıldırdığı namazı kaçırdığını öğrenir ve derin bir âh çeker. Cemaatten bir kişi ona, namazını alıp âhını kendisine vermesini söyleyince kabul eder.

b. Rüya

Kıldığı namazın sevabı karşılığında âh ve niyaz alan kişiye o gece rüyasında abıhayatı, şifayı satın aldığı; âh ve feryadı tercih etmesiyle cemaatin namazının kabul edildiği müjdelenir.

Bu hikâyede anlatılan rüyanın taşıdığı tek masal unsuru gerçek olarak kabul edebileceğimiz bir şahsın manevî bir şekilde rüyasında bilgilendirilmesidir.

Sarıkaya, Eski Türk Edebiyatında Rüya, 177

Bir Tekkeye Misafir Olan Sûfinin Rüyaları

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî: Mesnevî

Birinci Rüya

a. Hazırlık

Bir sûfî, epey dolaştıktan sonra bir gece bir tekkeye misafir olur. Murakabenin ardından erenler yemeğe otururlar. Sûfînin aklına ahırdaki hayvanı gelir. Hizmetkâra ahıra gidip hayvanı için yapmasını istediklerini söyler. Hizmetkâr, her isteğe ‘lâ havle’ çekerek cevaplar verir. Arkadaşları ile sohbete dalar ve eşeği unutur. Sûfî, yemeğin ardından odasında uykuya dalar.

b. Rüya

Sûfî, rüyasında bir kurdun eşeğini sırtından ve uyluğundan yaraladığını görür.

c. Uyanış

Sûfî, uykusundan uyanır ve bir süre rüyasında gördükleri hakkında düşünür. Daha sonra tekrar uyur.

İkinci Rüya

a. Rüya

Sûfî, ikinci rüyasında eşeğini bazen kuyuya, bazen de çukura düşerken görür.

b. Sonuç

Sabah, sûfî yola çıktığında hayvan hasta gibi yere kapaklanmaya başlar. Yanındakiler ona ne olduğunu sorarlar. Sûfî, bütün gece ‘lâ havle’ çeken eşeğin gündüz böyle hâller göstereceğini, gece tespih çektiği için gündüz secde ettiğini söyler.

Sûfî, eşeğinin gece boyunca aç kaldığını ilahî bir hikmet neticesinde gördüğü iki rüyasıyla öğrenir.

Sarıkaya, Eski Türk Edebiyatında Rüya, 174

Odgurmış’ın Rüyası

Yûsuf Has Hâcib: Kutadgu Bilig

a. Hazırlık

Ögdülmiş, uyumak üzereyken bir ulak gelerek Odgurmış’ın rahatsızlandığını haber verir. Bunun üzerine Ögdülmiş, sabah atına binerek kardeşinin yanına gelir. Odgurmış, kardeşine gördüğü bir rüya sayesinde ölüm vaktinin yaklaştığını bildiğini söyler. Ögdülmiş ise her insanın rüya görebileceğini söyleyerek ona rüya tabirinin nasıl yapıldığını anlatır.

b. Rüya

Odgurmış rüyasında, elli basamaklı, yüksek ve enli bir merdiven görür. Bu merdivenden yukarıya çıkar. Son basamağa geldiğinde dönüp çıktığı basamakları sayar. Burada, bir atlının ona uzattığı suyu içer. Havaya yükselerek, göğe uçar ve gözden kaybolur.

c. Tabir

Ögdülmiş, kardeşinin rüyasının iyi ve güzel olduğunu izzet ve itibarının yükselerek dünya malından nasibinin artacağını, uzun bir ömre sahip olacağını, arzularına ulaşacağını söyler. Odgurmış, ise rüyasını ömrünün sona erdiğini, ölüm vaktinin yaklaşmasına delâlet ettiğini söyleyerek tabir eder.

d. Sonuç

Odgurmış, Ögdülmiş’e çeşitli öğütler verir. Ögdülmiş, kardeşiyle vedalaşarak saraya döner ve günlük işlerine devam eder. Ancak içi rahat değildir.

Hükümdardan izin alıp kardeşinin yanına gideceği sırada, kardeşinin müridi Kumaru gelerek Odgurmış’ın vefat ettiğini bildirir.

Odgurmış’a ölüm vaktinin yaklaştığı rüyasında bir atlı olarak sembolize edilen Azrâil’in elindeki suyu içmesinin ardından gökyüzüne uçarak gözden kaybolmasıyla bildirilir. Bir melek olan Azrâil’in şekil değişimiyle bir atlı görünümü alması ve tasvirleri açısından okuyucuda gerçeklik duygusu uyandıran Odgurmış’ın olağanüstü bir şekilde göklere uçarak gözden kaybolması rüya anlatımını masallara yaklaştırır.

Kaynak: Erdem SARIKAYA, Eski Türk Edebiyatında Rüya (Başlangıçtan XV. Asra Kadar) Cilt I (İstanbul: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2014) 169